mogol islam

Çin ve Rusya Arasında: Ata Yurdu Moğolistan’a Ziyaret

25.04.2018

Çin ve Rusya Arasında: Ata Yurdu Moğolistan’a Ziyaret

Apayrı bir yeri var Moğolistan’ın bütün dünya ülkeleri arasında. Çin ile Rusya’nın kesişim noktasında bulunan Moğolistan, Türkiye’den 2 kat daha büyük bir alana sahip ve bu uçsuz bucaksız bozkırda yaşayan insanların sayısı ise sadece 3 milyon. Başkent Ulan-Bator dışında binaların yerini çadırların aldığı, sadece 1.500 km karayoluna sahip bir ülke.

Çin ve Rusya arasındaki jeopolitik konumu, Moğolistan’a stratejik bir önem kazandırıyor. Ülkenin önemini arttıran bir diğer konu ise yeraltı zenginlikleri. Günümüz sanayi üretimi için en önemli 10 madende, dünya rezervlerinde ilk 10 ülke arasında yer alıyor Moğolistan.

Moğolistan’da İslam

Yaklaşık 150 bin Müslüman var Moğolistan’da, nüfusun %6’sına tekabül ediyor bu rakam ve Müslümanların %95’i Kazaklardan oluşuyor. Müslüman nüfusun %90’ı da Moğolistan’ın Batı sınırında, Kazakistan’a yakın bölgelerinde yaşıyor. Moğolistan, Müslümanlar üzerinde herhangi dini bir baskı uygulamıyor ancak Moğolistan Müslümanlarının kendi iç meseleleri var; ekonomik ve sosyal problemler.

Türkiye’nin Moğolistan Gayreti

Türkiye, TİKA ve Diyanet İşleri Başkanlığı gibi resmi kurumların yanında, gönüllü kuruluşlar üzerinden Moğolistan’la sosyal alanda çok güzel çalışmalara imza atmış durumda. Moğolistan’daki sosyal problemlerin çözümüyle ilgili Türkiye’nin desteği oldukça önemli ölçüde. Moğolistan’da şu anda 53 tane camii var. Bundan 5 yıl önce 40 tane köy mescidi olan bir ülkeydi Moğolistan. Türkiye olarak 5 yılda 13 tane, bu yaz da 4 tane olmak üzere toplamda 17 tane daha camiyi Müslümanların yaşadığı yere kazandırmış Türk gönüllü kuruluşları da ayrıca bu sayıları arttırmak için özenli bir gayret sarf ediyorlar.

Kalkınma ve Denge

Moğolistan’ı bilhassa inşaat sektöründe daha büyüdüğünü görüyoruz. Son Moğolistan ziyaretimiz sırasında Kalkınma Ajansı Başkanı Sn. Ochirbat SOROGJOO, Ulan Bator Belediye Başkanı Sn. Erdene BAT-UUL ve Başbakan Sn. Chimediin SAIKHANBILEG ile görüştük ve bu görüşmelerimizden edindiğimiz intiba, Moğolistan’da kalkınma hamlesi isteği oldu. Bu da elbette Rusya ve Çin dengesini sağlıklı bir şekilde kurmakla mümkün görünüyor Moğolistan için.

Sosyal Projeleri Ekonomik Yatırımla Desteklemek

Türkiye’nin Moğolistan’la bir dış ticaret hacmi ortalama 25 milyon dolar dolaylarında. Toplam dış ticaret hacmi 10 milyar dolar civarında olan Moğolistan’da Türkiye’nin ticaret payının %2 civarında olması çok hazindir. Bu ekonomik göstergelerle Moğolistan’da gerçek anlamda söz sahibi olmamızın mümkün olmadığı ortadadır.

Türkiye’nin Moğolistan’da sosyokültürel alanda yaptığı atılımları ticari alanda da yapması, Moğolistan siyasetimizin önemli bir parçası olmalıdır. Siyasi, ekonomik ve sosyal bütünlük üzerinden üretilecek politikalar, köklü ve faydalı olacaktır. Moğolistan’da aynı anda iş adamlarımız olmalı ve gönüllü kuruluşlarımız birlikte hareket etmeli. Sadece duygusal bağlar üzerinden kurulan yakınlıklar ve yapılan sosyal çalışmalar yeterli olmayacaktır. Nihayetinde, Moğolistan ticaret hacmindeki yapınız %2 ise, orada söz sahibi olma oranınız da buna eşittir.

 Yaklaşan Seçimler

 Moğolistan’ın 2 ay sonra seçimleri var, şu anda hem yerel yönetimlerde hem merkezi hükumette demokratlar iktidarda ama 29 Haziran seçimleriyle ilgili anketlerde Halk Partisi’nin oylarının yükseldiğine dair emareler mevcut. Anlaşıldığı kadarıyla Demokratlar Çin ve Rusya ile stratejik işbirliği yaparken, Avrupa ile “üçüncü komşu konsepti” adı altında bir strateji oluşturmuş durumdalar ve Avrupa birliği ile iş yapma konusunda oldukça istekliler. Bu stratejik fikirler, nihayetinde siyasi kararlar olarak şekillenecektir. 29 Hazirandaki seçimler de bu yönüyle önem arz ediyor. Moğolistan da Avrupa – Asya dengesini kendi lehine bir kalkınma stratejisi olarak kullanmak istiyor ancak bu pek de kolay görünmüyor çünkü Çin, Moğolistan’da ticari olarak oldukça etkin ve bu konumunu kaybetmek istemiyor.

Türkiye’deki Moğolistan

Moğolistan temaslarımız sırasında Moğol gençlerden ve Moğolistan Kazaklarından Türkiye’de eğitim görüp ülkelerine dönmüş, devlettin önemli kademelerinde görev alan insanlarla görüşmelerimiz oldu ve bu durumdan ziyadesiyle memnun kaldık. Söz gelimi Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinden mezun bir kardeşimiz şehir planlamasıyla ilgili bir sunum yaptı ve sunumunu Türkçe yaptı. Tercümanlığımızı yapan bir hanımefendi Yıldız Teknik Üniversitesi mezunu, kendisi Moğol kökenliydi ve Türkçeyi son derece akıcı konuşabiliyordu. Bütün bunlar bizler için gurur verici anlardı.

Türkiye’de Eğitim Politikası

Türkiye’nin Moğolistan’dan öğrenci politikasının, sonuçlar gözlemlendiğinde son derece doğru olduğu görünüyor. Eğitim alanındaki çalışmaların daha da yoğunlaştırılıp, burslarla desteklenerek öğrenci sayısını arttırmanın faydaları olacağı muhakkaktır. Bunu yaparken orada yaşayan 150 bin Müslümanın da sosyal, kültürel ve dini ihtiyaçlarını karşılayacak eğitim politikalarının da yürütülebilmesi gerekiyor çünkü bu 150 bin Müslümanın öncelikle alanında yetişmiş insanlara ihtiyacı var. Dini alanda ihtiyacı karşılayacak yetişmiş insanlarla ilgili Moğolistan’da devam eden çalışmalar da var elbette. Türkiye’de İlahiyat fakültelerinden ve Kuran kurslarından mezun olup Moğolistan’a dönen ve oradaki camilerde imamlık yapan insanları görmek bizi çok memnun etti.

Özellikle TİKA’nın Moğolistan’daki çok başarılı projeleri olduğunu gözlemledik. TİKA Koordinatörünü, Moğolistan aşığı Veysel ÇİFTÇİ Bey’i gayretli çalışmalarından ötürü buradan da tebrik etmek istiyorum.

Diğer yandan, Türkiye Diyanetinin Müşavir dâhil 3 tane görevlisi var Moğolistan’da. Bu ekibin de gecelerini gündüzlerine katarak: “Moğolistan’a nasıl faydalı oluruz” sorusunu daima gündemlerinde bulunduğunu görmek bizim için gurur verici bir vesile oldu.

Türkiye’den gönüllü insani yardım kuruluşlarının da camii ve kuran kursu yapımı başta olmak üzere çeşitli hayır faaliyetlerine birinci elden şahit olduk 8.’sini gerçekleştirdiğimiz Moğolistan ziyaretimizde. “Camisiz bir köy kalmasın” şiarıyla hareket eden bu kararlı ekipler de yine bizleri gururlandırdı.

Bir Üzüntü

Moğolistan’la ilgili bir de üzüntümü paylaşmak istiyorum: Başkent Ulan Bator’da bir tane camii yok. Türk Diyanetinin evden bozma 2 adet mescidi var. Bu durum Bu Moğol devletinden değil, Müslümanların koordinasyonsuzluğundan kaynaklanan bir durum. 2007’de başlamış, kaba inşaatı bitmiş, büyük bir camii var Ulan Bator’da. Bu caminin yapımına İslam Cemiyeti tarafından başlanmış ancak muhtelif sebeplerle bitirilememiş. Camiinin bitirilmesi konusunda Müslümanların duyarlılıklarının: “Bu başkentte bir camii olmalı, bir ezan sesi duyulmalı” şeklinde olması gerektiğini düşünüyoruz. Siyasi fikir ayrılıklarından ve günlük tartışmalardan kurtularak işin özüne odaklanılmalı ve Ulan Bator Camii bitirilmelidir. Müslümanların bu mabedin tamamlanmasında manevi mesuliyetleri vardır.

Bu konuda da inşallah en kısa zamanda hayırlı haberler alma dileğiyle…

Nurettin KORKUT